25 Ekim 2012 Perşembe

Kimin Doğrusu En Doğru?

Bazen, birisine, son derece iyi niyetle ve tüm samimiyetinizle bir şeyler anlatmaya çalıştığınızda aniden beklenmedik bir öfkeyle karşılaşıp şaşırdığınız oldu mu? İş hayatınızda, kalabalık bir toplantıda bazen herkesin aynı şeyi söylemesine rağmen bir türlü uzlaşamadığını farkettiniz mi? Erkek ya da kız arkadaşınızın çok sevineceğini düşündüğünüz bir jestinize kayıtsız kalmasına kırıldığınız, alındığınız oldu mu peki?

Bu tip durumların gerçekleşme nedeni elbette her zaman tek bir şey değildir. Çoğu zamanlar bir sonuca tek bir neden değil bir nedenler bütünü yol açar. Bununla birlikte, uzlaşmazlıkların çoğunun altında yatan temel nedenlerden biri, herkesin zihin yapısının birbirinden parmak izi kadar farklı olabileceği gerçeğidir.

Bilmediğiniz bir şehre gittiğinizi düşünün. Elinizde popüler ve güncel bir turistik harita olsun. Gidilip görülecek yerler, ören alanları, plajlar işlenmiş. O sırada eski, bir arkadaşınızın da aynı şehirde olduğunu öğreniyor ve buluşmaya karar veriyorsunuz. Size bir yer tarif ediyor ama haritanıza ne kadar dikkatli baksanız da onun tarif ettiği yer sizin elinizdeki haritada yok. Siz ona başka bir buluşma yeri öneriyorsunuz ama onun haritasında da sizin önerdiğiniz buluşma adresine dair bir iz yok. Muhtemelen 2 ayrı haritaya bakıyorsunuz. Birinizin elinde karayolları birinizin elinde turistik harita varsa bile bilmediğiniz bir coğrafyada harita üzerinden anlaşmak son derece zor olabilir.

İşte zihinlerimiz de, bu haritalar kadar birbirinden farklı. Herkesin zihnininde, hayata dair bir harita var ve herkesinki kendine has. Üstelik hiçbirimizin haritası temsil ettiği arazinin kendisi değil. Bir çok zaman birbirimizle uzlaşamayışımız da bundan.

5 duyu organımızla algıladığımız her ham girdi, beyinde belirli süzgeçlerden geçer. Bu süzgeçler, karakterimiz, önceliklerimiz, değerlerimiz, ekolojimiz yani çevresel şartlarımız, ait olduğumuz toplumsal kültür gibi bir çok kriterden oluşur. Daha makro filtreleri düşündüğünüzde bir beden hareketinin bir toplumda haraket, küfür sayılırken, bir başka toplumda hiç bir anlam ifade etmediğini örneğini ele alabilirsiniz. Bu filtreleri oluşturan en önemli kriterlerden biri de kişisel tecrübelerimizdir. Bu filtre, herkesin ham girdisini bilgiye çevirmesini eşsizleştirir. Yukarıda da bahsettiğim gibi birbirimizden parmak izi kadar farklı zihinlere sahip olmamızı sağlar.

Bundandır ki, bire bir aynı mahallede, aynı ailede, benzer okullarda yetişmiş kardeşimizle bile fikir ayrılıklarına düşebiliriz. Yine bundandır ki, bizce doğru olan bir şeyi herkes doğru bulacak diye bir kaide yoktur.

Peki, o zaman kimin doğrusu en doğru?

Aslında, kimsenin doğrusu en doğru değil. Zira, durduğumuz yerden, kendi filtrelerimizle işleyerek oluşturduğumuz bilgi, aslında durduğumuz yerin bir temsilidir, kendisi değil. Tıpkı turistik bir İstanbul haritasının İstanbul’un kendisi olmadığı gibi.

Haritamızı genişletmek için ne kadar çaba harcarsak, o kadar çok alternatif güzargahımız, yani o kadar çok seçeneğimiz olur. Haritamız genişledikçe bir başkasının haritasıyla anlaşabilme olanağımız o kadar artar. Ne kadar çok seçeneğe sahip olursak, içlerinden en iyisini seçme şansımızı da aynı oranda yükseltebiliriz.

Haritalarımızı nasıl genişletebileceğimiz konusunu ise başka yazılara saklıyorum.

Şimdilik hoşçakalın…

Sevgilerimle

 

email

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir..